Kömür Limanı (Çanakkale)
16/6/2008

14 Haziran 2008
Bu sefer yükseklere değil de deniz kenarı bir yere gidelim istedik.Hem yeşili hem de maviyi bir arada görebileceğimiz kömür limanını bulduk.....
İşte Kömür Limanı burası.
Gelibolu'dan Eceabat yönünde 1 km. gidildikten sonra sağa sapılarak Fındıklı Köyü tabelası takip ediyoruz. 12 km. sonra karşınıza bir köy çıkıyor. Köy girişindeki Kömür limanı tabelasını takip ederek yaklaşık 6 km. sonra limana varıyoruz.Limanın üstüne vardığımızda bizi,denizle ormanın kucaklaştığı doğa harikası bir koy, akvaryum gibi berrak bir deniz, harika bir manzara bekliyor. 
Buda bizim ekibimiz :
Can Arda(Survivor) , Orhan Kaçar , Hale ve Ozan Atmaca 
Deniz muhteşem görünüyor ,çadırlarımızın yerini belirledikten sonra serinlemek icin hep beraber önce bir deniz yapalım dedik...

Her şey cok güzeldi eşyalarımızı kamp alanımıza taşıdık,çadırlarımızı kurduk,eşyalarımızı yerleştirdik...Küçük bir serinleme partisinden sonra artık bizim için olmazsa olmazlarımızdan mangal keyfine sıra geldi.Biz mangal işini hallederken Hale de çeşme başında salata malzemelerini hazırladı ve nefis bir ziyafeettt...


Valla keyifff bu olsa gerek ...karnımız fazlasıyla doydu şimdi sıra geldi akşam keyfine .Akşam keyfinde nemi var?
Önce sahilde yürüyüş , tabi ki gün batımı ve çekirdek cıtlamaaa :)




Gün batımı tüm yorgunluğumuzu aldı.Yinede tatlı bir yorgunluk çöktü üzerimize ,ilerleyen saatlerde hem muhabbet ettik hemde dalgıçlardan Tufan adlı bir elemanın iğrenç şarkılarını dinlemek zorunda kaldık (gerçi bütün koy onu dinlemek zorunda kaldı )
Takiii... cinnet geçirinceye kadar ... :))
Sonra Tufan sustu,yada susmak zorunda hissetti kendini :)) ama artık tüm gece bize kalmıştı kiiiiiiii.........
Orhan kayaların arasına saklanan iki sevgiliyi keşfedene kadarr...Güldüüükkk,güüülldüükk,güldüüükkkk
Hala gülüyoruz :))
" Be Orhan ım hadi yakaladın sevgilileri ,niye üzerlerine fener tutuyosunn? Madem tuttun feneri niye sonra utanıyosunn.. :)) bırak adam utansııınn. "

Bu kadar gülmek yeter dedik ve yattık yataklarımıza.
Can durmadıı konuştuuu....konuştuuuu...konuştuuu... Hepimizin uykusu kactı ,zorla girdiğimiz çadırlardan çıktık ve Can uyuduuu...
biz kalakaldık.Neyse bir süre sonra bizde girdik uyuduuuk.
Hooooooopp...... uyanma vaktiiiii.....Hadiii denizzeee

Sabah kalkıyosunuz ve yüz yıkama yerine denize giriyosunuuzzz,muhteşeeemm
Güneşte ısınan çadırın içinden çıkıp ,serin sulara atlamakkk....tarifi yooook
Yapmaaaaa Ozaaaannnn.....

Yeterince serinledikten sonra kahvaltımızı ediyoruz ve ondan sonra tekrar
bir deniz keyfiii ve güneşlenme...
EŞYALARIMIZI TOPLAMA VAKTİİİİ...Orhan kara kara düşünüyor "gitmelimiyiz,kalmalımıyız"
Kimsenin gidesi yookk ama eşyalar toplandı bir keree...
Son bir bakış Kömür Limanına .Hale yıkılmış durumda ama neyseki dönüşte Tekirdağ köftecisine gidecek olmamız onu biraz toparlıyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Düzce Şimşirlik Kampı
3/6/2008

Foto By Can Arda 18 MAYIS 2008
Ekibimiz : Can Arda,Hüseyin Tatlibaş,Hale ve Ozan Atmaca
Mekan : Samandere/ düzce
Ulaşım : İstanbul'dan Düzce 217 km; Ankara'dan Düzce 236 km.dir. Düzce merkezden, Şimşirlik ise 17 km.dir. Düzce merkezinden sonra Samandere Şelalesi ve Beyköy tabelalarını takip edin. Düzce'den Şimşirlik'e giden yolu tümü asfalttır. Düzce'den Beyköy'e kadar düz, Beyköy'den Şimşirlik'e kadar hafif bir rampa vardır.Etrafta zaten benzer bir yer olmadiğindan mekana geldiğinizde aşağıdaki şirin evi göreceksiniz.Konuk sever ev sahibi Nusret abi sizi orada karşılayacaktır

Nusret abinin ikide köpeği var Kral ve Şimşir .İkiside çok şeker ama sevene tabi...Gece boyunca kampçıların güvenliği için nöbet bekliyorlar,inanın onların varlığı gece sizi rahatlatıyor.
KAMPIMIZ
Nusret Abi nin evinin hemen yanından asma bir köprüyle çadır kurulacak bolgeye geciyosunuz .Aslında evin etrafında istediğiniz yere kurabilirsiniz çadırlarınızı ,ama biz burayı tercih ettik.


Eeeee... yerimizi belirlediğimize göre Kampımızın olmazsa olmazı ateşimiz icin odun bulmaya geldi sıra.Fakat Can Nusret abi yi daha önceden tanımanın avantajından faydalandı ve motorlu testereyi eline aldı.Böylece odun derdimiz kökten halledilmiş oldu. :)

Ateşimizide yaktıktan sonra önce yemeğimizi yedik sonrada ateş başı muhabbet kısmına geldik...



Ateş inanılmaz güzel oldu...Son derece huzurlu bir yer burası, Dolunay ağaçların arasından bizi aydınlatırken , ateşimiz de ağaçların gövdesini ve yapraklarını sıcağıyla adeta kırmızıya boyuyordu ve tabi sevgili Survivor ( Can ) bu anı ölümsüzleştirmeyi görev edindi...

Gecenin sonuna doğru bir topluluk resmi iyi olur,böylece bulunduğumuz ortamdan nasıl keyif aldimizi yüzümüzden anlamis olursunuz.....

Artık yatma vakti...Şafak bizi bekliyor :)


Temizlik İmandan gelir demişler ve Can Sabahın ilk Temizliğine başlamış,gece boyunca diline takılan tavuk parcacıklarını temizliyor.Survivor da olsa insan insandır.

Kahvaltı zamanııı....

Artık geri kalan sınırlı zamanımızı etrafı gezerek geçirecez.....





Evet itiraf etmek gerekirse tam burada Hale yi dereden geciriyim derken ikimizide suya düşürdüm...Etraftaki doğayı keşfettikten sonra samandere şelalesine gittik.Hiç birimiz bukadar büyük bir şelalenin olacağını tahmin etmemiştik...tam bir süpriz oldu.


Gitme vakti yaklaştı.Artık Kampa dönüp eşyalarımız toparlamak lazım...Buradan ayrılmak hepimize cok zor geldi ama yapacak birsey yok yarın iş gunu ve haftaya baska bir yere gitmemiz için para kazanmamız lazım


Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Topuk Yaylası Göleti
2/6/2008
Foto By Can Arda 31 MAYIS 2008
Mor renkli orman gülleri, çam ormanı içinde gözünüzü okşarken havanın temizliği, kokusu fark ediliyor. Nefes aldığınızı bile unutuyorsunuz.
Yaz ve bahar aylarında kullanılabilir hafif tozlu yol araçla ve motosikletle gezi imkânı veriyor.Gölün içinde aynalı sazan ve kadıncık denilen Hollanda sarısı biraz kılçıklı balıklar yaşıyor, tava ve ızgarasının lezzetli olduğu anlatılıyor. Göletin yakınında bulunan köy Giresun kökenli olup 150-200 senelik bir maziye sahip. Hayvancılık ve ormancılıkla ilgileniyorlar.
Gölün derinliği 1 ila 12 metre arası değişiyor. Dip çevre çimen dokusu olarak devam ediyor. Denizden yüksekliği 1300 metre olan göl çevresinde iklim, gezilere 15 Nisandan Kasım sonuna dek izin veriyor. Yol köy hizmetleri tarafından sürekli açık tutuluyor. 2000 yılında göl yüzeyi 50- 60 cm kalınlıkta buz tutmuş. Bir ayı balık yakalamak için göle inmiş, buzun ince yerinde yüzey çatlamış ayı açılan delikten gölün içine düşüp kaybolmuş. Buzun altında 200 metre yüzüp sığ kıyıda yerden aldığı güçle alttan omuzlayıp yüzeydeki buzu kırıp kaçmış. Köylüler kurtulduğunu izlerden anlamışlar. Akşamın sakin saatlerinde su içmeye inen geyik ve karacalar oldugu soyleniyor.
KAMPIMIZ
Geceyi geçireceğimiz alani belirledikten sonra hep beraber hararetli bir çalismaya basladik.Can ve Ben ateş icin hazirliklar yaparken Hale ve Orhan çadir düzenlemelerini ve yemek hazirliklarini yaptılar...



Eeeeee..... cadirlar ve ateş hazır olduguna gore hepimiz mutluyuz ve sıra geldi yemek yemeyee

Yemekler yendi,sofra toplandı artık sefa yapma zamanııı...Şimdi artık cay içicez ve kurbağa sesleri arasinda sohbet edicez



Gercekten Harika bir yer Topuklu Yaylasi ama sanırım biz biraz erken geldik ve daha sezon acılmamıs.Koca gölün etrafında tek çadır kuran bizdik ve itiraf etmek gerekirse biraz tırstık...Aramizda tırsmayan bir kisi vardi ki Orhan ona SURVİVOR lakabını uygun gördü o kişide Can dı.Gece boyunca bizim tedirginliğimizi bastirmaya çalıştı...En önce gidip yatan da Can oldu.Gece boyunca ates basında birbirimize geçmiş zaman hikayeleri anlattık.Zaman zaman tırstık ,zaman zaman güldük...


Güzel ve bizim için Tedirgin (Survivor icin degil ) bir geceden sonra, bu işin en keyifli kısmı sabah uyanma ve yeni bir güne başalama..



Etrafta biraz yürüyüş yaptik,Can çok güzel fotolar çekti Ozan da ona asistanlik yapti bu arada Orhan ve Hale çadırlarında kalıp uyumayı ve kitap okumayı tercih etti...



Herşey çookk çookk güzeldi ve artik toparlanip gitme vakti...Haftasonu kaçamağımız bitmek üzere.Artık evimize gidip yenibir iş günü için kendimizi hzırlamamız lazım....

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
